Bir yüzey silinir. Üzerine başka bir hikâye yazılır. Fakat ilk iz hiçbir zaman bütünüyle kaybolmaz.
Palimpsest, geçmişte üzerindeki metin kazınarak yeniden kullanılan elyazmalarına verilen addı. Yeni sözcükler eskilerin üzerine yerleşir; zaman geçtikçe aynı yüzeyde birden fazla çağ, düşünce ve hafıza birbirinin içinden görünür hâle gelirdi.
Mareen Palimpsest, bu fikri yalnızca bir isim olarak değil, koleksiyonun kurduğu dünyanın yöntemi olarak ele alıyor.
Nostos’ta eve dönen insan artık aynı değildir. Daphne, kendisine biçilen kaderden kaçarken başka bir varoluşa dönüşür. Aion zamanı doğrusal olmaktan çıkarıp sonsuz bir döngüye çevirir. Ariadne karmaşanın içinde geriye dönülebilecek bir iz bırakır. Moira hayatı görünmeyen bir iplikle örer; Lethe geçmişi yeni bir başlangıcın eşiğinde geride bırakır. Persephone iki dünya arasında her dönüşünde doğayı yeniden uyandırır.
Kimi hikâyeler korunarak, kimi dönüşerek, kimi unutularak yaşamaya devam eder.
Troya’da ise hafızanın kendisine başka bir ihtimal sorulur: Ya bildiğimiz hikâye başka türlü yazılsaydı?
Antik mimarinin sütunları, mitlerin kahramanları, kuşaklar, zırhlar, bahçeler ve yollar bu koleksiyonda bir arkeolojik kalıntı gibi değil; bugünün yüzeyinde yeniden beliren izler olarak karşımıza çıkar.
Çünkü geçmiş hiçbir zaman bütünüyle geride kalmaz.
Bazı şeyler silinir. Bazıları yeniden yazılır. Bazılarıysa, bütün katmanların altından hâlâ görünmeye devam eder.